Cinsel Devrim

Ciguli'nin 'Çalgıcı karısı Binnaz' şarkısı ile telefonun titreşiminin parkede çıkarttığı sesin birbirine karışması ile uyandım. 'Sevdiğiniz şarkıyı alarm sesi yapın 10 günde o şarkıdan nefret edersiniz' diyen dostlarım yüzünden Ciguli ile karşılaşsam fötr şapkasını çıkartıp kel kafasını tokat içinde bırakacak hale geldim. Ama şarkıdan nefret etmedim, edemedim.

Salona geldim. Oda çok havasızdı. Dışarıdaki bahar havasının içeri girmesine izin vermek için pencereyi açtım. Camın önüne gelerek Holivud filmlerindeki gibi dışarıdaki havayı içime çekmek için abandım. Bu hareketimden sonra içeriki odadan üzerinde sadece gömleğim olan sevgilim çıkıp gelecek ve sabah sevişmesi yapacakmışız gibi hissettim. Ama doğal olarak kimse çıkmadı. İnternetten sipariş ettiğim ve kargo şirketinin eve dahi getirmeden 'Biz getirdik siz yoktunuz' dediği için 2 kilometre boyunca taşıdığım 3 kiloluk iki dambılımı kaldırmaya başladım. 2-3 günde bir yarım saat boyunca kaldırıp indirerek vücut yapacağıma olan inancımın kaybolmasına en fazla bir kaç gün kalmıştı. Dün akşamdan dışarıda kalan koladan bir yudum aldım. Asidi kaçmıştı ve sıcaktı. Sol elimdeki dambıla ve sağ elimdeki 2 buçukluk kola şişesine baktım, kendimden tiksinip dışarıda kendime güzel bir kahvaltı ısmarlamaya karar verdim. Kendimi bir buçuk porsiyon patatesli börek ile şımartacaktım. Yanına da ne ince belli ne büyük boy sayılabilecek arada kalmış bir bardak çay.

Pantolonumu giymeden önce üzerimdeki boxer'ı 3 gündür değiştirmediğimi farkettim. 3 saniyede hızlıca bugün sevişme ihtimalimin olup olmadığını düşündüm. Muhtemelen bugün de sevişmeyecektim ama özsaygımı kaybetmemek adına boxerımı değiştirdim. Üzerine kolları ilk giydiğimden beri kıvrık halde duran kareli gömleğimi ve her zamanki kotumu giydim. Parfümümü sıktıktan sonra dışarı çıkmaya hazırdım. Belki pattisli börekten sonra lise arkadaşlarımı arayıp onlarla bir buluşma ayarlayabilirdim. Gün neler gösterecekti bilmiyordum. Ayakkabılarımı da ayağıma geçirip kendimi dışarı attım.

Her zamankinden farklı bir hava vardı dışarıda. Bir ferahlık, bir rahatlamışlık vardı, hissedebiliyordum. Sokakta gördüğüm 2-3 kişinin yanakları pembe pembeydi ve yüzlerine garip bir gülümseme yerleşmişti. Anlam veremesem de çok önemsemedim 'İddaa falan tutturdu herhal' diye düşünerek börekçiye doğru devam ettim. Ana caddeye çıkınca gördüklerim karşısında tam anlamıyla şok olmuştum. Aman Allah'ım bu da neydi? Olacak olacak dedikleri şey sonunda olmuş muydu?

5 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat:

dogalselection dedi ki...

sok olmustur mu? sok olmustu mu? benim mi kafam guzel yazi mi kafamin anlayamayacagi kadar guzel? nereye gidiyor bu yazi ben mi meraktan olecegim merak mi beni oldurecek? turkce karakterlerim yok ama bunlardan versem olur mu ěščřžýáíéúů§

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

zurnanın zortladıgı yerde yazıyı bitirmek yeni bir işkence yönetimi mi? :( meraktan ölek mi yani

littleiv dedi ki...

yarın devamı gelecek muhtemelen :)

dogalselection dedi ki...

yarin olmus olabilir beklentilerimiz artmis olabilir bu da tabi ki de bize siz turkler nasi diyor koyabilir :D

dogalsecilim dedi ki...

blogun basinda caresiz bekliyorum bekliyorum gelmeyecek biliyorum arabeske bagladim... :(((

wibiya widget