askerlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
askerlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kısa Kısa #70 (Askeri Kısa Kısa #7)

Naber leyn gadalarından aldıklarım?

*O değil de bu yazıya giriş cümlesi yazma konusunda büyük sıkıntılar çekiyorum. Hayır yazının devamı akıp gidecek eminim ama işte bu giriş selamlama konusunda pek becerikli değilim galiba. Neyse konumuza dönelim.

*Evet, atom altı parçacıkların yeryüzünde aynı anda birden fazla yerde olma..

*Bi’ saniye konumuz bu değil miydi?

*Yok ya bu kadar bilimsel bir blog olsam yemin ediyorum şu anki takip miktarının 10’da 1’ini bile bulamam eminim. ‘Ha zaten sende bunları yazacak bilgi birikim var mı?’ diye sorarsanız pısar kalırım. Evet pısmak.

*Askeriye tam bir sırt kılı cenneti. Banyo sırasında bol bol bunu gözlemleme fırsatım oldu maalesef. Hani Victoria Secret mankenlerinin sırtlarında kuştüyünden melek kanadı olur ya, heh işte askerde de bu ağabeylerimizin sırtında kıllardan kanat oluşmuş. Ama tabii çok kötü, çok çirkin görüntüler.

*Dünya üzerinde yapılabileceğini tahayyül bile edemeyeceğiniz şeyleri askerde yapıyorsunuz. Örneğin bir yemekte tabldottan ayranı kaşık ile içtik. Çok büyülü anlardı.

*Yeni bir kitaba başlamak, yeni bir ilişkiye başlamak gibi. Kapağını ilk açtığında neyle karşılaşacağını bilmemenin verdiği o heyecan. Dış kapağın anlatmak istediklerini, dış görünüşte bulmaya çalışmak. Sayfalara dokundukça ten uyumunun sağlanıp sağlanamayacağını bilmemek, aynı bir kişinin eline ilk kez dokunduğunda yarattığı bilinmezlikler gibi. Hikayedeki karakterleri tanımaya başladıkça, tanışılan kişinin özellikleriyle karşılaşma duygusu. Alışkanlıkları bilmek, alışkanlıkları öğrenmek. Okumanın heyecanına kapıldıkça, aşık olunan kişiyle zamanın daha hızlı geçmesi. Kitabın mutlu sonla bitmesini istemek herkesin arzusuyken, yaşanan aşkın sonsuzluğa uzanması tüm kalplerin ortak atışı.

*Hey dostum gerçekten çok ‘Tuna Kiremitçi’sin!

*Bence kasarsak ‘çok Tuna Kiremitçi olmak’ diye bir deyimi dilimize kazandırabiliriz.

*Nedir çok Tuna Kiremitçi olmanın kuralları. Bir kere tek noktalama işareti kullanacaksın. O da üç nokta (…) doğal olarak cümleler hep devrik ve mümkünse yüklemsiz olacak. Cümleler kısa kısa hatta kelime kelime olursa evet artık siz de en afilisinden bir Tuna Kiremitçi’siniz.

*Hadi bir örnek yapalım: ‘Sonbahar…Yapraklar…Hep hüzün getirmek zorunda sanki…Hüzün…Kırık şemsiyeler…Yavru kedi…Gamzem var benim…’

*Mazhar – Özne, Fuat – Tümleç, Özkan - Yüklem

*Acemi birliğinde binbaşının postası –ki posta demek, ayak işlerini yapan asker demek- üsteğmen falan çağırılacağı zaman hemen telefonunu çıkartıp tak mesaj yazıyor. Askerde teknoloji var yanı binbaşı seviyesinde. Benim asıl merak ettiğim binbaşına falan mesaj yazarken ne diyor acaba? ‘Bnbşm, bgn nöbtm 3-6. ii gceler öptm bye :p’. Bu gibi şeyler yazıyorsa çok güzel.

*Askerliğimin henüz üçüncü gününde bulaşık yıkama olguyla tanıştım. Süper bişey herkese tavsiye ederim. Sadece bulaşık yıkamak da değil tabii. Yemekleri yemekhaneye taşımak, tabldot, çatal, bıçak, bardakları taşımak, sonra boşları mutfağa geri götürmek ki yemekhane ile mutfağın arası nereden baksanız 300-400 metre ve bunu günde 3 öğün ve askerliğinizin 3. gününde yaptığınızı düşünün. Firar etmemek işten bile değil.

*Sabah kahvaltısı hadi yeni bir iş yapmanın heyecanıyla bir şekilde geçiyor neyse. Öğle yemeğinde sinirler gerilmeye başlarken, akşam artık ipler kopma noktasına geliyor. Birbirine çatal fırlatanlar mı ararsınız, tabldotu arkadaşının kafasına vuran mı istersiniz hepsi var. 30 küsur yaşında Ankaralı tam olarak t.şaklı diye tabir edebileceğimiz bir abi vardı bizim koğuşta. Adamda para gani, her gece başka bir pavyonda falan, öyle takılan bir adam. Bulaşık gününün akşamı adam baya baya firar etmeye niyetlenmişti. Sonra ikna ettik de tabldot köpüklemeye devam etti.

*’Antik Kuntik Kent’

*Şimdi sizinle bir sosyal medya deneyi yapacağım sevgili okur. Öyle aklınıza şimdiye kadarki tüm öğrendiklerinizi unutturacak, yeri yerinden oynatacak sonuçlara ulaşacağım fikri gelmesin. Evet başlıyoruz. Şimdi söyleyeceğim kelime size neyi çağrıştırıyor. Aklınıza ilk ne geliyor?

-Müfredat?

Evet hepimizin aklına ilk olarak öğretmen geldiğine göre dağılabiliriz. Başka sorum yok sayın hakim.

*Amerikan filmlerinin vazgeçilmez öğesidir ‘Başka sorum yok sayın hakim’ tribi. Yani bunun sonunda ‘hıh’ deyip saçları arkaya savurarak trip yapsan hakime, ‘ya Burcu bi dakka noldu ki şimdi ne yaptım abi ben’ diyebilir.

*Size daha önceki yazılarda askerdeki garip isimlerden bahsetmiştim. Şimdi de karşıma ‘Cuma’ isminde bir bar sahibi çıktı. Hayat gerçekten süprizlerle dolu. Ayrıca Cuma babasının ağzını kırsa hiç birimiz de çıkıp bir şey diyemez. Bu kadar da net.

*Hayın ve zalım Word yine yanlışımı buldu sevgili okurcanlar. Neymiş sürpriz değil sürpriz’miş. Ya ben öyle doğru yazacağıma yanlış yazarım daha iyi ya. Sürpriz ne allaaşkına, insan söylerken ağzı tükürükle doluyor.

*Şimdi ben bir sonraki maddeyi bildiğimden, hissettim ki o madde tam bir yeni yazı ilk maddesi olabilecek kapasitede. O nedenle bu kısa kısa’ya burada son verirken küçüklerin, bıngıldaklarından (çok küçüklerin) büyüklerin ise buruşmuş ellerinden (çok büyükler) öper gibi yapıp çeneme değdiriyorum. Çünkü yaşlılar bazen ellerini yıkamayı unutuyor olabilirler.

10 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #69 (Askeri Kısa Kısa #6)

Selamınaleyküm Müslüman din kardeşlerim nasılsınız inşallah? 5. yazıdan sonra bir aydınlanma yaşayarak dine döndüm yüzümü. Benim dönük olduğum yerin hemen yan tarafındaymış zaten, dönmem kolay oldu. Kafamı bir çevirdim ‘a-ha’ din oradaymış.

*Off çok sıkılıyorum olm ben, oyun oynayalım mı?

*Bugün 14 Temmuz 2011, saat 16.43 ve hayvan gibi sıcak ve sıkıcı bir yaz gününden size bildiriyorum. İlçe o kadar küçük ki olay falan olmuyor. Bugün uzun saatler karakolda komutan bile yoktu düşünün.

*Sıkıntıdan ‘Solitare Master’ olmuş durumdayım. İlk günlerde falı açınca sevinir haldeyken şimdi nasıl 78 saniyenin altında bitiririmin derdindeyim. Muhtemelen 30 senelik bir devlet memuru ile aynı seviyedeyim Solitare’da.

*Modern işkence türlerine bir yenisini de ben öneriyorum. İnternetsiz bilgisayar. Ya ben hayatımda bu kadar insanın beynini s.ken afedersiniz başka bir uygulama bilmiyorum. Excel’i açıp dakikalarca boş boş baktığımı biliyorum lan.

*Ya sıkıntıdan Office’in Access programını bile karıştırdım. Muhtemelen Access’i oluşturan kod yazıcısından sonra bu programı yeryüzünde açan ikinci insan oldum.

Microsoft Access (temsili)

*Zaten o da boş çıktı. Herif sadece Office programları kalabalık dursun diye koymuş ama içini doldurmamış.

*Ehehe şaka lan, var içinde bir şeyler de 2. saniyede hemen sıkılıp kapattım.

*Yalnız yazı iyice kısa kısa’ya döndü farkındaysanız.

*Biraz daha kısaltırs

*Noluyo laağğn.

*Askerlikte yemek duası ettirirken ’söylediklerimi yüksek sesle tekrar et’ diyeceğime ‘söylediklerimi retweet et’ deyince çok şahane dayak yedim.

*’Söyleyeceklerimi yüksek seksle tekrar et’

*-Bir kedim bile yok, anlıyor musun?

+E evet anlıyorum, bunda zorlanacak bir şey yok.

*Fıkra anlatamayan insana çok üzülüyorum ben. Genelde bu insanların fıkra anlatamazken belirli özellikleri oluyor. Örneğin fıkrayı oturtamayıp ‘ya bi saniye baştan başlıyım’ diyen adamı kucağıma alıp ‘gel gel hadi uyu bakim sen kucağımda’ diyerek bağrıma basmak isteği geliyor içime.

*Obi wan Kenobi, Beyaz Şov’a katılsa Beyaz kendisini ‘O biiiir Yıldız Savaşçısı, o biiir kötü adam, o biiii van ke-no-bi’ diye çağırır yemin ediyorum.

*Sevişirken ‘Büyük seçim ister misiniz?’ diye soran McDonald’s kasiyerinin hüznünü filme çeksem Nuri Bilge Ceylan’a tozumu yuttururum.

*Bu arada adamın adında hem Nuri var bir de ayrıca Bilge var. Anne babasını güzel kafaları sebebiyle kutluyorum.

*Şeytan marka mermi üreticisi olsam, hemen tezcanlı gibi sloganımı ‘Şeytan Doldurur’ yapardım.

*Askerde unutamayacağım anılardan biri de uzun dönem komandoların yemekhanede Fashion Tv izlemeleriydi. Görevleri yemekhaneyi temizlemek olan bir grup asker cebren ve hile ile Fashion Tv’nin açılması ile ellerindeki ‘çek-pas’larla televizyonun karşısında adeta dondular. Yaklaşık 1 buçuk dakika hiç kıpırdamayan 7-8 asker bir süre sonra kendilerine geldiler. Sanki 9 gezegenin aynı hizaya gelmesi ile etki neticesinde insanların donması falan olur ya 3. sınıf Amerikan filmlerinde, aynı öyleydi olay.

*’Çek-pas’ diye bir alet yapmışlar, at götten amk. Sallamaya bak. Pas-pasın çekilerek çalışan versiyonunu yapmışlar adı ne? Çek-pas. Vallahi bravo. Çok yaratıcı.

*Askeri kurallar arasında bir kural benim çok ilgimi çekti sevgili okurlar. Nedir bu? Aynen yazıyorum: ‘Bilerek yalan söylemenin cezası 3 aya kadar hapis cezasıdır.’ Tam olarak çözemediğim bilmeden yalan söylemek nasıl oluyor. Sevgili TSK bunu bana açıklasın, on beş ay askerlik yapacağım. Ya da yok lan manyak mıyım? 40. güne geldim iflahım sik..eöhehööhoho Yok yani yapamam o kadar askerlik.

*Biliyorsunuz askerde telefon yasak. Sivilde bir mekana girdiğinde iPhone’unu artisçe masaya koyan tiki kardeşimiz, koğuşta gizlice telefonla konuşurken biri odaya girdiğinde 50 liralık telefonu götüne sokacak gibi oluyor. Öyle de güzel bir ortam.

*Çok ciddi şekilde 3 kişi okey oynayan 3 amca gördükten sonra hayata bakışım değişti.

*Sahte okeyde de tam bir sinsilik, bir adamsendecilik var.

*Sahte okey, enişteye benziyor.

*Oh buldunuz beleş yazıyı okuyun tabii. Biriniz de düşünmüyor ki şu littleiv’in bir ihtiyacı var mı, paraya sıkışık mı diye. Halbuki bilmiyorsunuz ki bu yazıların hazırlanış aşamasında ne biçim paralar gidiyor. Hehe ne parası lan, en fazla elektrik gidiyordur o kadar. Yine de üç beş bişey atsanız fena olmaz hani. Banka hesap no’ları öğrenmek için blogun bir yerlerinde mail adresi olması lazım ama tam nerede ben de bilmiyorum. O yüzden hepinize sevgilerimi sunaraktan inceden aranızdan ayrılıyorum. Bay bay hepiniz.


(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: askerde banyo sırasındaki gözlemler, yeni bir kitaba başlamak ile yeni bir ilişkiye başlamanın benzer yönleri, nasıl Tuna Kiremitçi olunur, askerde bulaşık yıkamak, bir adet sosyal medya deneyi, tripli avukatlar (hö?) ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 7’de sizlerle olacak)

13 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #66 (Askeri Kısa Kısa #3)


Naber ay parçası suratlı okur. Senin o tatlı canını beğğn. Yazıya geçiyorum alt maddeye sıçra hemen.

*Gel gel burası çok güzel, önce komik gelmiyo ama sonra alışıyosun.

*Askeriyede en önemli kurallardan biri sabah yatağını yapmak, sürekle övündükleri çok da üzerine düştükleri bir konu. Ama olayı o kadar abartmışlar ki mantık sınırlarının dışında isteklerde bulunmaya başlamışlar. Adam diyor ki yatak o kadar düz olacak ki demir para attığında üzerinde sekecek. Ya bi’ sektir git, ne sekmesi kardeşim. Bu fizik kurallarının dışındaki isteği o kadar özümsemişler ki, yatağı ne kadar düzgün yaparsan yap yine de beğenmiyorlar. Tabii sen de sallamıyorsun bir süre sonra. He deyip geçiyorsun.

*Bu arada askeriyede yıl hala 1998. O yılda kalmışlar ilerleyememişler. Güldürme yöntemi tek: FIKRA. Komutan topluyor 250 kişiyi, 1995 yılında üretilmiş bir fıkrayı anlatıyor, e anlatan komutan olduğundan kahkahalarla gülmek mecburi. Adam da herkes güldüğü için yıllardır anlatıyor da anlatıyor.

*Çevrenizde görmüşsünüzdür. Nerede bir müdür, efendime söyliyim, şirket sahibi ya da deminki örnekteki gibi komutan falan var bu insanların espri kabiliyetleri ekseriyetle sıfırın altındadır. Çünkü altındaki elemanı bu adam ne anlatırsa anlatsın güldüğü için kendi kendine ‘hee’ diyor, ‘benim espri yeteneğim gerçekten fevkaladenin fevkindeki herhalde ki’ diyor, bak kendi kendine düşünürken bile kötü espriye talim ‘ben bu espri anlayışımı sürdüreyim’ diyor. Bir Allahın kulu da çıkıp ‘yetti be senin pis esprilerinden’ diyemediğinden aynen devam.

*Bok’u biliyorsunuz hepiniz. Genelde çizgi filmlerde ya da resimlerde hep böyle yuvarlak yuvarlak üst üste koni biçiminde resmedilir. (allaam ne anlatıyorum ben) Ben şimdi bunu düşünüyorum da bu boku oluşturmak için insanlar götünü döndüre döndüre mi s.çıyor. Geceleri bunu düşünmekten uyuyamıyorum.

 
*Şaka bokunu bulan insana saygı duyamıyorum.

*Askerde her ‘Kıt’a dur’ dendiğinde aklıma ‘Carte D’or’ geliyor.

*Vianetta da ne ünlüydü be bi’ aralar. Tam orta halli kesimin lüks tüketimiydi. Kendimden biliyorum. Max mesela evimizin çocuğu gibiydi. Yani arada bakkala ekmek almaya göndersek gider, üstüne de kendine çikolata al desek alır, öyle bizden biriydi. Kornet teyze dondurmasıydı. Cornetto değil ama kornet. Biliyorsunuz teyzeler dondurma yerken nedeni belirsiz şekilde gülerler. Ve kesinlikle dondurmayı poşetlerinden çıkartmazlar.

*Teyze ve amcaların dondurma yerken neden poşetlerini çıkartmadan yediğinin sırrını keşfetmeye çalışan bir antropolog garip bir şekilde ortadan kayboldu diye iddialar gündeme gelse hiç düşünmeden inanırım.

*Askerliğin acemilik kısmında tek paşa görme ihtimaliniz, ‘paşa çayı’dır.

*Ne s.kim bi’ cümle oldu lan bu böyle.

*’Bu böyle’ diye şarkı yapmak da kitleleri t.şağa almaktır bence.

-Ne? Nasıl?

+Bu böyle. (sessizlik)

Vay seni Sertab.

*Sertab Erener’in ismini Sertap diye okuyup Sertab diye yazmamız hangi dilbilgisi kuralına uyuyorsa ben o dilbilgisi kuralının g.tüne koyiyim afedersiniz.

*Farkındaysanız bir an için kendimi kaybettim.

*Askere ilk geldiğim gün gördüğüm ‘dünyanın en düzgün konuşan adamı’ ki kendisi üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapıyor. Bu adam ortama öyle bir uydu ki yaklaşık 4. günde cümlede 3 küfür ortalamasıyla oynamaya başladı. Ama nasıl koyuyor hoca, kulaklarınıza inanamazsınız.

*İlk kez komiklik bakımından kendime çok benzeyen biriyle tanıştım sevgili okurcan. Yani espri yapma stili, güldürme şekli bana çok benziyor. İnsanın kendisini dışarıdan görmesi gibi bir şey. Bazen çok antipatik geldiğini görünce de çok üzüldüm lan. Pis herif nerden çıktın karşıma.

*3. askerlik kısa kısa’sının da, kısasa kısas, burada sonuna gelirken ban klavyede littleiv, ben yazım ekibinde littleiv, ben renklendirmede littleiv ve ben ulaştırmada littleiv diyerekten adeta tek başıma dev bir orkestra olduğumun altını kırmızı kalemle çiziyorum ki dikkat çeksin. 

*Burunlarınıza birer pıt pıt yaparak uğurluyorum sizi. Hadi baybay.

(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: askeriyede astokriş yapabilmek, askerde maç izlemek, efsane fotoğrafçı ağbinin maceraları, Mehmet Coşkundeniz’in aslında olmaması ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 4’te sizlerle olacak)

4 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #65 (Askeri Kısa Kısa #2)

Selamlar sevgili karda kışta güneşte yağmurda beni yalnız bırakmayan kaşları keman okur. Nasılsınız inşallah keh keh. Ya böyle espriler yapıp gülen biri olsaydım gerçekte. Kendinizi aldatılmış hissederdiniz değil mi? O yüzden şimdi gerçek şakalarımıza geçiyorum.

*Gerçi düşündüm de benim çocukluğumda okuduğum kitaplar arasında Yalvaç Ural’ın Zıpırsal Bilmeceler adıyla yayınlanan, Türk halkının espri anlayışını yok etmek amacıyla hazırlandığı iddia edilse müebbet ile karara bağlanmasına sebep olacak bir kitap vardı. O günlerden bu günlere iyi gelmişim valla.

*Askerdeki 3. günümde kola içtiğimde yaşadığım mutluluğu tarif etmem imkansız sevgili blog sever dostlarım. Ki normalde pek fazla kola içen de biri değilim ama burasının psikolojisi çok farklı lan. 

*Sivil yaşamda cep telefonunu yoğun kullanan bir insan olduğumu tahmin ediyorsunuzdur. Askere gelmemin ilk günlerinde cebimde gaipten titreşimler hissetmeye başlayınca ‘a-ha’ dedim. ‘Benim kafa gitti, ben en iyisi kaçayım bu askerlikten’. Sonra tabii vazgeçtim.

*Askerde son moda komutana hocam demek. İnsanın ağzı ister istemez kayıyor. Tabii her hocam diyenin 30 şınav çekmesi tatsız bir ayrıntı.

*Komutan’a hocam demenin yanında (tabii bu söylediğim acemi birliği için geçerli) diğer asker alışkanlıkları da kayboluyor sanırım yavaş yavaş. O devrem’ler tertip’ler hep yerlerini hocam’lara kanka’lara hatta kanks’lara bırakmış durumda. Gerçekten çok üzücü.

*Bazılarınız biliyordur, acemiliğin ilk 15 günü paso sağa dön, sola dön, yürü allah yürü formatında geçmekte. Bizim birlik de komando birliği olduğundan, bu adamların hayatlarının 15 ayı burada geçiyor. Arada da hoparlörlorlörlereuimlekuimlek. A ha klavyenin kontrolünü kaybettim bi’ an. Hoparlörlerden müzik veriyorlar. Tam biz yürürken birden Hande Yener çalmaya başlaması ile ‘Bodrum’a da gittik beraber İstanbul’da da yaşadık’ melodisi ile yürüyüşe geçmemiz bir oldu. Garip bir tecrübeydi. Gerçi sonrasında Demet Akalın, Bendeniz, Ankaralı Hatice(?) ve İsmail Türüt ile de yürüyüş yaptığımızdan çok yadırgamadım.

*Bu gazetelerin spor sayfalarında maç analizi kısımlarında kim kaç puanlık oynamış not veriyorlar ya hani. Bazı futbolcular 89. dakikada falan oyuna girince böyle adının yanında parantez içinde soru işareti oluyor, Mustafa Sarp (?) , gibi. Yani diyor ki, lan ben buna ne desem boş. Ben o soru işareti puan alan adam olsam 3 gün insan içine çıkamam. Evde yataklara düşer ağlarım. Öyle de ezik bir durum.

*Ev telefonu ile konuşurken birden yan odadaki cep telefonunuzun çalmaya başlaması, konuştuğun kişiyle konuşmayı hızlandırmaya çalışman ama onun ısrarla konuşmayı uzatması, alelacele telefonu kapatıp diğer odaya yetişirken cep telefonunun susması. Gerçekten kahır bela bu değilse başka hiçbir şey değil.

*Askere gideceğim ilk belli olduğunda ‘ooo Antalya çıkmış’ diye sevinen ben ‘Akseki’ adlı Antalya’dan çok Konya’nın güzide bir ilçesi olma çabası içindeki güzide beldemizin Akseki değil ‘Ats.ki’ olduğuna kanaat getirdim.

*Çarşısı toplam 45 saniyede gezilebilen bir yerden bahsediyorum. Sokakta 16-23 yaş aralığında insan gördüyseniz gerçekten çok şanslısınız.

*Askeriye gerçekten çok ilginç bir ortam. Her şeyi sırayla yapıyorsunuz. Zaten günde 6-7 defa içtimaya çıkıyorsunuz. Ha babam sıra ol. Yemeğe sırayla, kantine sırayla, tuvalete sırayla, banyoya sırayla. Normal hayata döndüğümde sokakta yürürken önümdeki insanlara ‘hizaya geç, istikametini kontrol et!’ diye bağırarak muhteşem dayaklar yemeyi planlıyorum.

*Normal hayatta yok efendim kirli sakal aman efendim top sakal şekilleri diye anlatanlara imrenerek bakan ben askerde sakalsız olmanın avantajını mükemmel yaşadım. Burada sabah sakal traşı olup akşam Suavi’ye dönen adamlar arasında 3 günde bir traş olarak büyük rahatlık yaşıyorum.

*Ben traş bıçağı için reklam filmi çekecek olsam hiç düşünmeden firmanın reklam yüzü olarak Suavi’yi seçerim. Hatta kendisi reklam yüzünden çok reklam sakalı olur tabi ama ben kendisini hiç bozmadan ‘Suavi’ciğim sen bizim reklam yüzümüzsün canım benim, ha koçuma ha sakallıma benim’ diye gaz verirdim kendisine. 

 ha goçuma

*’Jilettt maküççç. Tek bıçakla Suavi’yi bile traş eder!!!’’

*A-ha reklam sloganını da buldum.

*Koğuşta, yemekhanede, içtimada, durup dururken çat diye kalemle not defterini çıkartınca garip bakışların hedefi oluyorum. Adeta ilginçlikler adamı oldum, halbuki aklıma gelen komik şeyi not alıyordum ben orada. Askeri bilgilerle ilgili aldığım notlar, twitter ve blog için aldığım notların %1’i kadar falan tahminen. Gören komutan da benim içimde iflah olmaz bir vatan sevgisi olduğunu zannediyor. Hiç sesimi çıkartmıyorum, bozmuyorum.

*Düşünüyorum da Burkina Faso’lu olmak çok üzücüdür lan. Askere falan gelsen kazara;

-Nerelisin tertip?
+Burkina Faso’luyum abi.
-Neresinden?
+Merkezin Kumbambayii Kumbamba köyünden :)

üzücü anlar. Gerçekten yürek parçalayıcı: Ne hemşerin olur ne üst devren.

*Erkeklerin yuvarlak olup voleybol oynaması kadar da çirkin bir şey yok ha. Amerikanların ‘so gay’ dediği durum.

Haydin sağlıcakla (arkadan su dökme efekti)

(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: askerde yatak yapmanın incelikleri, askeriyedeki tek güldürme yöntemi: Fıkra, şaka bokunun günlük hayatımızdaki yeri ve önemi, dondurma dünyası, Sertap Erener ve şarkılarının incelenmesi, askerde küfür ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 3’te sizlerle olacak)

6 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

wibiya widget