yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kısa Kısa #54


*Merhaba sevgili canlar, cananlar, osmanlar ve diğerleri. Naptınız ben yokken. Umarım Google reklamlarını farketmişsinizdir. Artık arkamda Google var olm. Ayrıntılar aşağıda.

*Geçen oturuyorum yine internet başında. Kâh twitter'da çılgın atıyorum, kâh blog alemlerine akıyorum, Facebook'ta 'chok güsel chıkmıshsın cnm yaaa <3>' tarzı yorumlar yapıyorum, birden ekranda dev bir mektup işareti belirdi..

*
Ahahah yok lan, amerikan filminde miyiz mail gelince ekrana döne döne gelen mektup çıksın. Yok öyle bişey. Bildiğin hotmail sekmesine tıklayıp girdim mailime. Bir baktım Google mail atmış. Koca Google ha. Böyle mavili kırmızılı sarılı logosuyla, gelmiş kapıma 'Ya littleiv ya,' bir de böyle hafif utangaç tam olarak konuşamıyor. 'Ya senin blogun çok büyük, gerçekten kitleleri peşinden sürüklüyorsun, biz senin bloguna reklam versek de azcık yolumuzu bulsak' diyo. Bak bak bana diyo. 'Ya,' dedim 'google' dedim, 'reklam senin köpeğin olsun ya' dedim.

*Yani tam böyle olmasa da buna yakın olaylar.

*Sonra işte mukaveleler, anlaşmalar, bayrak öpmeler derken bloga reklamları da aldık. Şu an Google'la yeni başlayan bir ilişkimiz var, her şey çok yolunda. Umarım ciddi olur.

*Gerçi Google biraz maço sanırım. Çok fazla kural koyuyor. Yok reklamlara ben tıklayamazmışım. Gözümün önündeki güzelliğe dokunamıyorum resmen. Ama bişey de diyemiyorum, hoşuma gidiyo mihihi (noluyo lan bana!)

*Evet bir takım komikliklere geçelim hazırsak. İlk fotoğrafımız ile başlayalım.


*Şimdi burada ne gördüğünüzü sorsam hepiniz farklı bir cevap veririz sanırım. Ben ilk gördüğümde 'aha' dedim 'metrobüsün içine spor aleti koymuşlar'. Evet yanlış duymadınız. Bu bir metrobüsün içi. Kareyi de ben çektim. Sanıyorum tek olayı üzerine oturulması ama bir koltuk bir sandalye için fazlasıyla atraksiyonlu. Yani biraz daha kassalar herhangi bir spor salonunda bile olmayacak kadar alengirli bir spor aletine dönüşecekmiş. Abartmamak lazım diye düşünüyorum.

*Bu kadar olaylı oturak yapılacağına iki üç tane güzel koku sıktıran fıs-fıs'tan yapsalar daha hayırlı olur vallahi. Ölüyoruz be kokudan metrobüse binince. İnsanımız duş almayı sevmiyor sanırım.

*Metrobüse gaz maskesiyle giren bir adam görürseniz korkmayın, benim o.

*Referandum için İstanbul'a gidip geldiğim iki otobüs yolculuğunda da yanıma çok kokan iki abi oturdu. Talihime sıçıyım resmen. Muavin abi kolonya vermeye geliyor, abi kolunu kaldırıyor ben iptal. Kahve kek vermeye geliyor kolu kaldırıp alıyor ben üzgün. Kabus gibi iki yolculuktu.

Neyse gideyim de blogu nasıl daha fazla geliştiririm Google ile bu ilişkiyi nasıl paraya dökerim bunlaarı düşüneyim. İş adamı gibi oldum valla. Hadi görüşürüz.


2 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #50 (Tatil special edition)


Selamlar sıcaktan erimek üzere olan blog dostları. Nabersiniz? Şimdi diyeceksiniz ki 'ne naberi lan yavuşak, biz senin blogunu okumak için geliyoruz geliyoruz bi' bok yazmamış oluyosun, ne biçim iş bu'. Biliyorum bunları diyeniniz oluyor ama yaz okulu+arada kaçılan tatil beni bu hallere düşürdü. Yoksa biliyorsunuz yazılarımı aksatmayı hiç sevmem. Ayrıca yalanadan da hoşlanmam. Bunları hep bilin.

*Çok saçmalayarak bıraktığım giriş kısmına buradan devam edicem. Kah oradayım kah burada. Hop. Bloga biraz heyecan getirmek istiyorum açıkçası. Bu sıcak yaz günlerinde çekilir dert değil yoksa anlıyorum hepinizi.

*Neyse efendim ne diyorduk heh tatil falan. Ben şimdi ara sınav için dün 8 saatlik bir yolculuk yaptım. Az sonra otobüse binip bir 8 saatlik yolculuk daha yapıp yazlığa geri dönücem. Bendeki yazlık aşkı manyaklık boyutunda anlayacağınız.

*Dün bindiğim otobüste hani böyle kafamızın üstünde ışık, ses, serinlik tuşları ve aparatları oluyor ama tam da başımızın üzerinde olmuyor. Yani öndeki yolcunun başının arkasında ama sizin de önünüzde. Tam olarak ikinize de ait değil. Bir nevi yasak aşk. Aşk-ı Memnu. Hayır kendime göre ayarlıycam öndeki çirkef, ki genelde şehirlerarası otobüslerde öndeki kadın çirkef olur, laf edicek biliyorum. Sen diyecek benim diyecek kafamın üzerindeki lambalarımı diyecek nasıl kurcalarsın. Ben de bundan korktuğum için açıkçası elleyemiyorum onları. Ama dün azmettim, çok susamıştım çünkü. Muavini çağırmaya yarayan o kırmızı düğmeye tıkladım. Birden pasıl pasıl parlamaya başladı düğme. Ama nasıl yanıyor, sanki 'durdurun bu arabayı inicem ben' dercesine. Öyle bir kırmızı. Bekle babam bekle, gelen giden yok. Tam olarak ne kadar bekledim bilmiyorum ama eğer hidrojenimi oksijenimi alsam kendi suyumu bir şekilde yapabilirdim orada. Sonra mola yerine geldik, kendi suyumu kendim aldım.

*Sanıyorum toplam 1200 km'lik yoldan sonra dümdüz bir g.te sahip olacağım.

*Üstteki madde biraz erotik mi oldu? Yok yok olmadı dii mi?

*Öndeki yolcu dedim az evvel ondan bahsediyim birazcıkta. Öndeki yolcu dediğimiz canlı, genelde koltuğunu 175 derece'ye kadar yatırmak isteyen, kendisini evinde hissetmek için elinden geleni yapan, muavin düşmanı bir insandır. Gerekli desteği bulursa otobüsün içinde muavin & şöför ikilisine karşı bir örgütlenme sağlayarak istediklerini yaptırma potansiyeline sahip oluyor. Kessinlikle hiçbir şeyden mutlu olamayan öndeki yolcu sürekli bir şeylerden şikayet ederek diğer yolcuların da ağzına s.çmaktadır. Dün bana bunun arkadaki yolcu versiyonu denk geldi. Kadın yaklaşık 13 dakika hiç susmadan bir şeylerden şikayet etti. Bir otobüsün içinde nasıl bu kadar şikayet edilecek konu buldu tam olarak anlamasam da o hiç kullanılmayan kırmızı cam kırma çekici ilk kez bir işe yarayacaktı sanırım. Zor tuttum kendimi.

*Az sonra servise bineceğim, oradan Esenler otogara gideceğim. Oradan da 7 8 saatlik bir yoluluk yapacağım. Ama şu anda anladım ki bu maddeyi bir yere bağlayamayacağım.

*Bir de itiraf yapıyım giderayak. Benim blogu boşlamamın sebebi biraz da Twitter açıkçası. Oraya fazla ilgi göstermeye başladım. Ama tabii ki blog ilk göz ağrım. Benim mekanım. Ama yine de beni burada bulamazsanız arada şuraya da bakın. twitter.com/littleiv3

*Çok sıcak hiç öpmiyim.

4 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Bir Bayram Yolculuğu

yok bu değildi benim otobüs

merhaba sevgili blog okuyucularım. öncelikle hepinizin arifesini kutlarım. ya da arefesini tam emin değilim. yarın da büyük bir post ile bayramınızı kutlayacağım. hayır koyun postu değil blog postu (espride levent kırca eşiği).

evet ne diyorduk bayram geldi yine akrabaların yanı bize gözüktü. eve döndüm bugün otogardan. ama ne dönüş. olaylar silsilesi resmen. dur anlatıyım hemen otur bi çay iç.

otogara yaklaşık bir saat öncesinde gitmek zorunda kaldım. bunun sebebi sağolsun metro firmasının enfes servisçilik anlayışı. saat 4'te otobüsüm varken saat 2'de servise binip 3'te otogardaydım ve tam 1 saat orda bekledim. neyse ki sıkılmadım. çünkü otogarda olay bitmez dostum. asla.

öncelikle bir adet uykusuz bir adet fotomaç ve bir adet biskremimi alıp metronun yazıhanesine geri döndüm. devasa yeşil bavulum ve ben sığınacak bir köşe arıyorduk ki dinlenme salonu tabelasını görüp üst kata çıktım. oh mis gibi sandalye geniş geniş oturdum. çayımı da söyledim biskremin yanına uykusuzumu okumaya başladım. derken birden alt kattan değişik sesler gelmeye başladı. bağırış çağırış küfür kıyamet derken sanıyorum bir adamı tekme tokat dışarı attılar. 'aha olay var' deyip aşağı inecektim ama dev bavulumu taşımak zor geldi vazgeçtim.

sonra birden benim de dahil olduğum yolcu grubunun otobüse binmesi gerektiği bir abi tarafından çılgıncasına bağırıldı. ahanda diyerekten apar topar aşağı inmeye başladım. tam o sırada 'sen kime şerefsiz diyosun lan' diyen bir genç bir yolcuyu tutup 'gel lan ne diyosan burda de' diyerek kek ve kolaların olduğu kısma soktu. arkasından da pek çok şöför ve muavin. tam anlamıyla dağbaşından görüntülerdi resmen. ben de aynen tırıs tırıs pardın pardın diye diye otobüsüme doğru yol aldım. beladan uzak duran bir yapım var. sonra milletin hop ayıp oluyo dağbaşı mı burası demesine bir 'evet yaa ayıp ama' falan diyerek bi yancı oldum ama sonra bavulumu bagaja koymak için aralarından ayrıldım.

yolculukta 2 katlı otobüste koltuk arkası ekranda film izledikten sonra sıla dinleyip masa tenisi de oynadığımı belirtmek isterim. bildiğin dokunmatik ekran koymuşlar ağzım açık kaldı. metro firmasının da ortası yok anasını sattim. 6 saatlik çanakkale yolculuğundan sadece su ikram ederler. 2 saatlik yere giderken çift katlı dokunmatik ekranlı otobüs verirler. ne biçim iş bu ya.

sonuç olarak evdeyim. bayram kutlıycaz aileyle. yakında yine buralarda olacağım. şimdilik baybay.

4 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

wibiya widget