asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kısa Kısa #69 (Askeri Kısa Kısa #6)

Selamınaleyküm Müslüman din kardeşlerim nasılsınız inşallah? 5. yazıdan sonra bir aydınlanma yaşayarak dine döndüm yüzümü. Benim dönük olduğum yerin hemen yan tarafındaymış zaten, dönmem kolay oldu. Kafamı bir çevirdim ‘a-ha’ din oradaymış.

*Off çok sıkılıyorum olm ben, oyun oynayalım mı?

*Bugün 14 Temmuz 2011, saat 16.43 ve hayvan gibi sıcak ve sıkıcı bir yaz gününden size bildiriyorum. İlçe o kadar küçük ki olay falan olmuyor. Bugün uzun saatler karakolda komutan bile yoktu düşünün.

*Sıkıntıdan ‘Solitare Master’ olmuş durumdayım. İlk günlerde falı açınca sevinir haldeyken şimdi nasıl 78 saniyenin altında bitiririmin derdindeyim. Muhtemelen 30 senelik bir devlet memuru ile aynı seviyedeyim Solitare’da.

*Modern işkence türlerine bir yenisini de ben öneriyorum. İnternetsiz bilgisayar. Ya ben hayatımda bu kadar insanın beynini s.ken afedersiniz başka bir uygulama bilmiyorum. Excel’i açıp dakikalarca boş boş baktığımı biliyorum lan.

*Ya sıkıntıdan Office’in Access programını bile karıştırdım. Muhtemelen Access’i oluşturan kod yazıcısından sonra bu programı yeryüzünde açan ikinci insan oldum.

Microsoft Access (temsili)

*Zaten o da boş çıktı. Herif sadece Office programları kalabalık dursun diye koymuş ama içini doldurmamış.

*Ehehe şaka lan, var içinde bir şeyler de 2. saniyede hemen sıkılıp kapattım.

*Yalnız yazı iyice kısa kısa’ya döndü farkındaysanız.

*Biraz daha kısaltırs

*Noluyo laağğn.

*Askerlikte yemek duası ettirirken ’söylediklerimi yüksek sesle tekrar et’ diyeceğime ‘söylediklerimi retweet et’ deyince çok şahane dayak yedim.

*’Söyleyeceklerimi yüksek seksle tekrar et’

*-Bir kedim bile yok, anlıyor musun?

+E evet anlıyorum, bunda zorlanacak bir şey yok.

*Fıkra anlatamayan insana çok üzülüyorum ben. Genelde bu insanların fıkra anlatamazken belirli özellikleri oluyor. Örneğin fıkrayı oturtamayıp ‘ya bi saniye baştan başlıyım’ diyen adamı kucağıma alıp ‘gel gel hadi uyu bakim sen kucağımda’ diyerek bağrıma basmak isteği geliyor içime.

*Obi wan Kenobi, Beyaz Şov’a katılsa Beyaz kendisini ‘O biiiir Yıldız Savaşçısı, o biiir kötü adam, o biiii van ke-no-bi’ diye çağırır yemin ediyorum.

*Sevişirken ‘Büyük seçim ister misiniz?’ diye soran McDonald’s kasiyerinin hüznünü filme çeksem Nuri Bilge Ceylan’a tozumu yuttururum.

*Bu arada adamın adında hem Nuri var bir de ayrıca Bilge var. Anne babasını güzel kafaları sebebiyle kutluyorum.

*Şeytan marka mermi üreticisi olsam, hemen tezcanlı gibi sloganımı ‘Şeytan Doldurur’ yapardım.

*Askerde unutamayacağım anılardan biri de uzun dönem komandoların yemekhanede Fashion Tv izlemeleriydi. Görevleri yemekhaneyi temizlemek olan bir grup asker cebren ve hile ile Fashion Tv’nin açılması ile ellerindeki ‘çek-pas’larla televizyonun karşısında adeta dondular. Yaklaşık 1 buçuk dakika hiç kıpırdamayan 7-8 asker bir süre sonra kendilerine geldiler. Sanki 9 gezegenin aynı hizaya gelmesi ile etki neticesinde insanların donması falan olur ya 3. sınıf Amerikan filmlerinde, aynı öyleydi olay.

*’Çek-pas’ diye bir alet yapmışlar, at götten amk. Sallamaya bak. Pas-pasın çekilerek çalışan versiyonunu yapmışlar adı ne? Çek-pas. Vallahi bravo. Çok yaratıcı.

*Askeri kurallar arasında bir kural benim çok ilgimi çekti sevgili okurlar. Nedir bu? Aynen yazıyorum: ‘Bilerek yalan söylemenin cezası 3 aya kadar hapis cezasıdır.’ Tam olarak çözemediğim bilmeden yalan söylemek nasıl oluyor. Sevgili TSK bunu bana açıklasın, on beş ay askerlik yapacağım. Ya da yok lan manyak mıyım? 40. güne geldim iflahım sik..eöhehööhoho Yok yani yapamam o kadar askerlik.

*Biliyorsunuz askerde telefon yasak. Sivilde bir mekana girdiğinde iPhone’unu artisçe masaya koyan tiki kardeşimiz, koğuşta gizlice telefonla konuşurken biri odaya girdiğinde 50 liralık telefonu götüne sokacak gibi oluyor. Öyle de güzel bir ortam.

*Çok ciddi şekilde 3 kişi okey oynayan 3 amca gördükten sonra hayata bakışım değişti.

*Sahte okeyde de tam bir sinsilik, bir adamsendecilik var.

*Sahte okey, enişteye benziyor.

*Oh buldunuz beleş yazıyı okuyun tabii. Biriniz de düşünmüyor ki şu littleiv’in bir ihtiyacı var mı, paraya sıkışık mı diye. Halbuki bilmiyorsunuz ki bu yazıların hazırlanış aşamasında ne biçim paralar gidiyor. Hehe ne parası lan, en fazla elektrik gidiyordur o kadar. Yine de üç beş bişey atsanız fena olmaz hani. Banka hesap no’ları öğrenmek için blogun bir yerlerinde mail adresi olması lazım ama tam nerede ben de bilmiyorum. O yüzden hepinize sevgilerimi sunaraktan inceden aranızdan ayrılıyorum. Bay bay hepiniz.


(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: askerde banyo sırasındaki gözlemler, yeni bir kitaba başlamak ile yeni bir ilişkiye başlamanın benzer yönleri, nasıl Tuna Kiremitçi olunur, askerde bulaşık yıkamak, bir adet sosyal medya deneyi, tripli avukatlar (hö?) ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 7’de sizlerle olacak)

13 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #64 (Askeri Kısa Kısa #1)


* -Merhaba okur?

+SAOOL!

-Nasılsınız?

+SAOOL!

-Siz de sağolun.


* Evet artık böyle sevgili can okur. Her şeye ‘SAOOL’, ‘emredersiniz komtanım’ falan da filan da. Tabii şu anda bunları acemiliğimin 21. gününde koğuştan yazıyorum. Artık düşün nasıl şok olmuşsam, bir şeyler yazabilmek 21. günde gelmiş aklıma. Daha sonra bu yazdıklarımı bilgisayara geçeceğim ve esrarengiz şekilde sizin ekranlarınıza gelecek. Yazının mucizevi yolculuğu.

* Tabii askere gelirken pek çok ilginç olay yaşadım. Bunları ufak ufak not ettim adeta bir mini çakal gibi.”Bunlardan bana hayvan gibi malzeme çıkar’ diyerekten. Ki çıkıyor da fark ediyorum. Arada askerlikle ilgisi olmayan şeyler de yazacağım. Askerlik ağırlıklı kısa kısa’lar yeni sezonda aramızda olacak anlayacağınız kadarıyla. Da farkındaysanız hala yazıya giremedim. Sanırım biraz hamlamışım can erik okur.

* Acemilik için Antalya’ya uçakla geldim tabii. Hayatımda ilk kez uçağa binmiş oldum. Hemen korkmayın bir metrobüs değil. Yani benim hayvani metrobüs yazılarının yerini alamayacak.

* Uçak güzel alet. Bir kere çok hızlı. Yani saatte 800 km gibi hıza ulaşıyor. Ki o da 60’la giden şehirlerarası otobüse alışık benim için iyi bir sayı. Pistin içinde hafif hafif gaz vererek ilerlemeye başladığında ‘lan dedim uçak uçak dedikleri bu muymuş?’ (Bu arada ibne word her yazdığım ikilemeden sonra kelimenin altını çizerek benim yanlış yazdığımı iddia ediyor. Ağzını kırdırtma bana word. Benimle papaz olma o kadar söylüyorum sana. Sen pisleşirsen ben de pisleşirim) Sonra hain pilot bir açtı motorları ‘GGRRROOOOAAGGGHHH’ deyü havalandık. ‘Ananıskiii…’ diyerekten koltuğa yapışmam bir oldu. İlk şoku atlattıktan sonra evler, dağlar, akarsular, alüvyonlar vs. çeşitli coğrafik yer şekillerini kuşbakışı görmenin heyecanı ile uçak maceram başlamış oldu.

* Yıllarca şehirlerarası otobüslerde kek, çay, ekstra şeker peşinde koşmuş biri olarak uçağa binince, hostes abla tepside sandwiç, elmalı kek ve ufacık ama gerçekten ufacık bir su uzattı bana. O sırada çok aç olan ben sandwiçin ucundan tutaraktan, adeta kibar bir beyefendi gibi sadece sandwiçi almak isterken, ‘buyrun hepsini alın :/ ’ diyerek orada beni adeta rezil etmeye çalıştı. Ben ise rezil olmak yerine içimden ‘oh lan hem sandwiç hem kek hem de çay elleeeh’ diye düşünerek sevinçten şıkır şıkır oynamak istedim. Garip anlardı. Sonuç olarak uçakta tepsideki her şey sizin oluyor. Mükemmel.

* Tabii bu bahsettiğim olay benim uçtuğum uçak firması için geçerli. Şimdi buradan isim verip de efendim kimseyi töhmet altında bırakmak istemem (viii aaar töörkiiiş eeeyrlaayns, viii aaar gloobalii yoorrss)) ama Barcelona ve Manchester United’ın sponsorluğunu da halen yapmakta olan bir firma. Yani onlar için Messi neyse ben de oyum. Tabii Messi benim gibi alçakgönüllü değildir muhtemelen. Hayvan gibi saldırmıştır tepsiye adım gibi eminim.


* Tabii uçakta da hoşuma gitmeyen şeyler oldu, olmadı değil. Örneğin çok sarstı şöför. Yani insan vites değiştirirken şu ayağını debriyajdan çeker değil mi sevgili okur. Eheh yok lan, şöför değil pilot vardı olağanca karizmatik sesiyle ve debriyaj yoktu uçakta THY ulan bu boru mu? Ama bir ara denizin üzerinde şöyle bir kanat eğerek turlarken arkamdaki çocukların da ‘düşüyoruuuaaazz’ diye bağırmaları beni hafiften bir gerdi. Sonra iniş falan derken 45 dakikada bitti yolculuk.

* Geçtiğimiz haftalarda haberi çıktı artık havaalanının ilk girişinde x-ray’den kemerleri çıkartıp girme olayı kalkacakmış, Gerçekten çok isabetli olur, çünkü içeri girmiş bir kişi o tarafa baktığında donlarını toplamaya çalışan takım elbiseli adamlar ile şık şıkıdım giyinmiş kadınlar görünce komik bir durum oluşuyor cidden.

* Ayakkabıya girmiş taşın, o ayağı yere her vurduğunda çıkarttığı adeta ‘ben buradayım’ diye çıtlamasından garip bir haz alıyorum.

* Ayakkabıya girmiş taşı çıkartmak ise adeta orgazm gibi.

* Oeh lan askerliğe amma kaptırmışım kendimi normal komiklik yazınca bi’ garip hissettim kendimi.

* Bu arada fark etmişsinizdir genelde ‘bir’ yazacağım zaman okunuşuna daha yakın olduğu için bi yazıp sonuna bir de apostrof ekliyorum. Hani ‘bakın ben bu kelimenin bir diye yazıldığını biliyorum ancak okunuşu bi’dir bunun. O sondaki apostrof r harfini temsil ediyor’ dermiş gibi oluyor. Bu arada apostrof yazmak gerçekten çok eğlenceli. Yani nerede kesme işareti nerede apostrof. Kesme işareti ne amk. Böyle saçma isim mi koyulurmuş.

* İlk asker özel kısa kısa’nın burada bitmesini isteyenler (el kaldırmalar) istemeyenler (daha coşkulu el kaldırmalar ve birkaç dayanamayanın yaptığı alkış sesleri). Kabul edilmiştir kısa kısa devam ediyor.

* Huuh dostum gerçekten çok interaktif bir yazı oluyor.

* Genelde dandik yarışma programlarında bir bölümün galibini belirlemek için iki ekibi sırayla 18-23 yaş aralığından seyirci olarak seçilmiş kişiler tarafından alkışlatarak (amuğagoyim cümlenin başını kaybettim şu anda, şu cümle artık sksen toparlanmaz) Heh iki ekibi sırayla alkışlayan seyirci tayfası kazananı belirliyor bu tür yarışmalarda. Ekseriyetle de kazanan ikinci sırada alkışlanan takım oluyor. Neden? Çünkü ilk olarak alkışlanan takım belli bi’ oranda alkış alıyor ama sadece alkış alıyor. İkinci sırada alkışlanacak olan ekibin vahşi taraftarları bakıyor ki alkış yetmeyecek hemen ıslıklar yok efendim ‘aaaoooouuuooaaa’ diye bağırış çağırış derken orkestranın da müzik girmesi ile kazanan hep ikinci sıradaki takım oluyor. Birinci sırada alkışlanan takımın haline çok üzülüyorum.

* Sanırım bazen fazla duygusal bir insan oluyorum.

* ’Sen askerde çok dayak yersin ha’ diye bir laf vardır ya hani. Heh işte sivilde tam olarak bu tanıma uyacak eleman askerde hiç dayak yemiyor. Büyük yalan yani.

*Bu askerde çok dayak yersin denilen eleman ki kendisinden bundan sonra Bursalı diye bahsedeceğim gerçekten çok ilginç bir insan. Bu 1.65 boyunda ve yaklaşık 65 kilo ağırlığındaki arkadaş, koğuşun en uzun -1.95’lik- çocuğunun üzerinden atlayabileceğini iddia ederken aynı anda biri 80 diğeri 95 kiloluk iki adamı kaldırabileceğini söylüyor. Gerçekten çok ilginç kafalar var anlayacağınız. Her tip insan gelmiş.

* Örneğin ‘Cudi’ isminde insan var lan. Tamam Cudi Dağı var biliyoruz eyvallah da ya Şırnak yerine Ağrı’da olsaydı çocuklarının adını ‘Tendürek’ mi koyacaklardı. Bilemiyorum garip olaylar.

-Süphaaaan gel oğlum buraya.

Bakınız ne kadar saçma oluyor.

* Eh ilk yazı için bu kadarlık yeter herhalde. Zaten yazılar hazır patır patır yollıycam haftada bir. Şimdilik bir hafta kadar istirahat et!

+SAOOL!

Eheheh.

(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: ilk askerlik günleri heyecanları, Hande Yener şarkılarıyla yürüyüşün esasları, askerde sıranın önemi, Türk Pop müziğinin efsane ismi Suavi (yanlışlıkla girmemiş hayır) … ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 2’de sizlerle olacak)

14 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

wibiya widget