İçlik

(Bu hikayedeki kişiler ve kurumlar tamamıyla hayal ürünüdür. Hatta çok fazla hayal ürünüdür. Yazıyı kendi ağzımdan yazma sebebim ise böyle daha güzel olacağına inanmamdır. Da ben niye bunları açıklıyorum lan, okuyun olm işte)


Gerçekten çok soğuk bir gündü. Böyle günlerde bende istemsiz bir içlik giyme isteği baş gösterir. Aslında ilginç dedim ama hiç de ilginç olmadığını bir cümle sonra fark ettim. Sonuçta g.tüm donmasın diye içlik giyme isteği duyuyordum. Evet gayet mantıksal olaylara dayanıyor içlik giyme isteğim. Hava soğuk, g.tüm soğuk ve ben g.tüm soğukken hayattan zevk alamıyorum.

İçliğimi giydim, paçalarını kalın havlu çorabımın içine soktum. Şu anda tüm dünyadaki insanları düşünüyordum da, acaba benden mutlu var mıydı? Açıkçası sanmıyordum. Sonuçta dünyada kaç kişi içlik giymiş bir insanın huzuruna güvenine erişebilirdi ki. Güven konusunda içlik bana en az bir emlak bankası kadar güven veriyordu. Paranı bankaya mı yatırırsın yoksa içliğinde mi saklarsın diye sorsalar zerre düşünmem, içlik diye cevaplarım.



Gün içinde olan olaylar beni gerçekten garip bir girdaba sokmuştu. Önce çok samimi olmadığım bir arkadaşım beni dışarıya çağırdı. Açıkçası herhangi bir dişi potansiyeli olacağını düşünmediğimden içliğimle ilgili en ufak bir şüpheye bile düşmedim. En fazla bir cafede tavla oynayıp nargile içeriz diye düşündüm. Evet cafe kısmı doğruydu ama işin içinde dişi de vardı. Hem de insan dişi. Yani bildiğiniz kız.

Cafede Fatma’nın yanına denk geldim. Evet tahmin ettiğiniz gibi Fatma bir kızdı ve ben onun yanındaydım. Bu benim çok da alışık olmadığım bir durumdu. Daha önce bir kızla en yakın olduğun durum nedir diye sorsanız, ilkokul 3. sınıfta öğretmenin sınıfın en yaramaz kızı Dilara’yı yanıma oturttuğu 3 gündü derim size. Böyle de içler acısı bir haldeydim açıkçası. Ama sanırım bu sefer şans bana dönmüştü.

Cafeden kalkıp bir bara gittik grup olarak. Cafede Fatma ile tanışmıştım ve ne hikmetse barda da yan yana oturmuştuk. İlk birada kafam hafif güzel olmuştu bile çünkü normalde içki içebilen biri değildim ve büyüklerin söylediği ‘tüm kötü alışkanlıklar arkadaşlar vasıtasıyla edilinir’ lafı an be an doğrulanıyordu. Ancak doğrulanacaksa böyle doğrulansındı be arkadaş. İçkiye alışacaksam Fatma ile alışayım Ayşe ile alışayım. Bundan güzel kötü alışkanlık kazanılması mı olur?

2’inci 3’üncü biralar derken ben mükemmel olmuştum. Fatma’nın kulağına eğilip karizmatik şeyler söylemek mi dersiniz, dans pistinde kıvrılarak yılan hareketine girmeler mi dersiniz? Her yol vardı bende. Adeta danslarımla Fatma’yı günaha davet ediyordum. Ne oldu nasıl oldu arasını hatırlamıyorum ama Fatma ile takside onun evine gidiyorduk. 24 yaşımın getirdiği birikime bakarsam bu gecenin sonu yatakta bitecekti. Evet belki daha önce böyle bir şey görmemiştim ama bunu anlamayacak kadar da hayvan değildim. Bir kızla yalnız başınıza onun evine gidiyorsanız orada bir kopça açılacaktır ve bir yaprak kopacaktır dalından.




Evindeydik, minimal döşenmiş çok tatlı eşyalar olan eööh ne diyorum ben be, kızla koltuğa uzandık. Hayatımda ikinci kez bir kadını öpüyordum. İlki 14 yaşımda Kurban Bayramında halamın eltisi ile gerçekleşmişti. Yanaklarından öpmek istediğim elti o kadar istekliydi ki dudaklarımı da boş geçmemişti ama açıkçası bu benim için güzel bir ilk deneyim olmamıştı. Neyse. Şimdi elti yoktu, şimdi Fatma vardı. Öpüşmemiz ilerledikçe bu olayın burada kalamayacağı aklıma gelmeye başladı. Hemen acaba hangi boxerımı giydim diye düşündüm. Nedense beyin dalgalarım boxerıma ulaşamıyordu. Arada bir engel olmalıydı. İlk başta anlam veremediysem de kafama bir düşüncenin somutlaşıp ‘kütt’ diye çarptığını hissettim. Evet tahmin ettiğiniz gibi bu düşünce ‘içlik’ti. O anda saydım kaderime sövdüm talihime. Biraz da soğuğa küfür etmeden duramadım. Fatma bir gariplik olduğunu farketti, dudaklarını dudaklarımdan ayırıp ‘bi’ sorun mu var?’ dedi. Ne sorunu diyemedim, yok bişey diyemedim. Fatma pantolonuma hamle yaptığında ‘dur’ dedim ‘fatma’. Yanlış yapıyoruz. O anda paralel evrendeki ben çoktan pantolonumu çıkartmış içliği bacak arama sürtüyor ve dişimi elde etmek için çiftleşme dansı yapıyordum, ama dedik ya orası paralel evren orada her şey mübah.

Apar topar ayaklanıp kalktım oradan. Fatma’nın boş bakışları üzerimdeyken ayakkabılarımı bağlıyordum. Neden diye sormasına fırsat vermeden çıktım evden, ne cevap verecektim ‘içimde içlik var’ mı?

6 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat:

Alchemist dedi ki...

İçlik candır :)

Daçe dedi ki...

tek kelimeyle müdiş bir eser :) bazı bazı alıntılayıp kopipast edip "ahahaha" yazıcaktım ama gerçekten çok fazla var. eline sağlık, çok güldüm eğlendim :)

littleiv dedi ki...

@Alchemist; bence de :)

@daçe; eyvalla bro :)

emrefid dedi ki...

:D :D Hahaha. İçliğime dokunma diye kampanya başlatıcam valla. Ayrıca şu resimdekilerden var bende çok. Bi de son olarak yazıda geçen içliği çorabın içine sokma meselesi. :D Çorabın içine sokmadan üstüne pantolonu giymeye kalkmak, içliğin paçalarının dize kadar gelmesi, devam edemicem :(

littleiv dedi ki...

@emrefid; ahahah hakkaten ya. tam twitlik oldu yalnız bu :)

slydog dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

wibiya widget