Kısa Kısa #46


*Merhabalar sevgili blog dostlarım. Bir süredir yazamadım ama bunu telafi edicem umarım dopdolu içerikli bir kısa kısa ile. Bakalım neler çıkıcak, ben de merak ediyorum.

*Kağıt yerin 'kaıt' diyen insanlar var çevremizde farkında mısınız? Tehlikenin farkında mısınız gibi oldu bu da. Ama cidden çok kulak tırmalayıcı bir kelime. Hayır kağıt zor bir sözcük de değil ne bilim İngizlizlerin bir congratulations ya da efendime söyliyim bir pronunciation'ları gibi olsa amenna.

*Ben genelde arkadaşlarımla, dost meclislerinde (buna da tavım ha, dost meclisiymiş ba ba ba, sanki 452. sayılı kanunu yükümlülüğe sokucak dostlarıyla) takılırken etrafımda konuşulurken söylenen yanlış kelimeye anında tepki veririm. Tepki dediğim de bildiğin dalga geçmek, itin g.tüne sokmak vs.

*Geçen gün sokakta yürüyorum. Bir adet minibüs gördüm. Hani üzerlerinde 'devlet hastanesi', ne biliyim 'lojmanlar', '2 no'lu sağlık ocağı' falan yazar ya böyle küçük tabelalar ile heh onlardan 'çarşı'ya gittiğini gösteren için bildiğimiz Beşiktaş JK'nün taraftar topluluğu olan çArşı'nın amblemini koymuştu abi. Kendisinin bitmez tükenmez bilmez çarşı aşkını desteklerken bir yandan da 'aha deli midir divane midir, normal insanın yapacağı iş mi bu, hap mı alıyor nedir belli değil' gibi düşüncelere dalarak yürümeye devam ettim.

*Hepimizin annesi cam silmiştir bir dönem sanıyorum, bunu burada inkar edicek olan varsa daha şimdiden gitsin tamam mı canlarım. Yok çünkü öyle bişey, anne dediğin camdan dışarı sarkarak cam silen insandır. Heh annem cam silmek için komple camdan dışarı çıkıyor, üstelik bunu 5. kattayken falan yapıyor. Bu anlarda deliricek gibi oluyorum. Annemin bacağına yapışıp 'anneeeeğğ nolur bırak camı anneeeeğ, sileriz bak sopayla anneeeğ nolur in aşağaaa' diye bağırasım geliyor.

*Şehirlerarası otobüste çok fazla yolculuğa çıkıyorum ben. Doğal olarak çok da gözlem yapma şansına erişiyorum. Örneğin otobüs fren yaptığında -hiç sekmez- hele arkada oturuyorsanız bu çok daha net görülür, tüm kafalar bir anda havaya kalkarak ileri doğru bakar. O an ki arka tarafta oturan insan için bir güneş tutulması gibidir. Adeta bir doğa olayı.

*Zeytinburnu'ndaki alışveriş merkezi Olivium'un adının olive yani zeytin'den gelmesi mekanın Zeytinburnu'nda olması. Farkedince 'aaaaa!' diye kalmak.

*Bir ara pokemona özenip camdan atlayan çocuk vardı, sonra noldu ona tam bilmiyorum ama kafası çok güzeldi sanırım. Bu kadar ciddiye alınabilir mi yahu bir çizgi film.

*Üstteki resimde bu arkadaşın son fotoğrafını ele geçirdim. Kendisi vesikalık çekmeye giderken yanına çok sevdiği arkadaşı pikaçu'yu da almadan edememiş. Üstelik gayet ciddi.

*Otogarda görüyorum sürekli bazı firmaların isimlerinin başında VİB var. Bak VİP falan değil ha, yumuşamaya uğramış hali vib. Bu ne çakmalıktır yarabbi.

*Tekrar bir şehirlerarası otobüs tespiti ile karşınızdayım sevgili littleiv.blog severler. Şimdi biliyorsunuz şehirlerarası otobüslerde kısa yolculuklar dahi yapıyor olsanız bir takım yiyecek içecek ikramında bulunuluyor. Eğer iyi bir otobüs firmasına denk gelirseniz, Kola, Fanta, Lipton poşet çay, çeşit çeşit meyve suları, Nescafe 3in1 ve daha pek çok şey bulunabiliyor. Ancak bazen de Doğuş poşet çay, Metro marka kahve, pepsi ve yedigün içebiliyorsunuz. Bir de şu var ki muavine 'Fanta var mı?' diye sorduğunuzda evet cevabı alıp sonrasnda paşa paşa yedigün içebiliyorsunuz çünkü onlar için gazoz sarıysa olay bitmiştir.

*Heh asıl olaya gelelim şimdi, bu yolculuklarda eğer çay istediyseniz poşet çay ile birlikte bir adet karıştırma aparatı, bir adet toz şeker kesesi, yarım bardak kaynar su veriliyor size. Suyun yarım bardak verilmesinin sebebi sallanan otobüste haşlanmamanız. Neyse devam edelim, şimdi sallama çay dediğimiz olay zaten başlı başına bir mücadele gerektiriyor. O ip suyun içine giriyor, poşetteki çay molükelleri bir türlü suya karışmıyor paşa çayı oluyor falan daha ne zorlukları var. Ama asıl olay hem şeker koyup hem karıştırıp hem de poşeti ipinden tutarak bardaktan dışarı çıkmamasını sağlamak. Gerçekten dünyada kabir azabı. Başka bir açıklaması yok. Allah kimseye vermesin. Sırf bu sebepten çaydan soğudum ben haberiniz var mı? Dayıyorum kolayı daha muavin sormadan, tak, tek dikişte bitiriyorum. Kafam rahat.

*Yine görüşeceğiz. Israrla bekeyin (o ne ola ki).

8 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat:

zep dedi ki...

otobüslerle ilgili tüm nefret kusulmuş.

he bi de ilk kez size gelirken adam kahvenin suyunu tam koyduğu için yanıp kavrulup kırmızı bi bacakla evinize gelmiştim :)

littleiv dedi ki...

hayır tam da koymasınlar ama bir yudum koyuyo dökülmesin diye. oldu olucak dökülmemesi garanti olsun hiç vermesinler kahve falan :)

Stresella dedi ki...

'kaıt' bile diyemeyip 'kâââaat' diyenler en acısıdır kanımca, kaıt diyenlerden daha çok rehabilite edilmesi gerek ısrarla..

littleiv dedi ki...

di mi bi de öyle bişey vardı. kıyaat gibi bir ses çıkıyor ağızlarndan. ürkütücü :)

zep dedi ki...

bu gruba dahil bir tanıdığım var. kaıt diyor, beraberinde kase diyor. kasenin a'sını yumuşatmadan ama :D

littleiv dedi ki...

yumuşatmadan bihaber :)

marbury dedi ki...

kaaıt falan bence yine iyi, benim kıyart diyen fen bilgisi hocam vardı. nasıl bi gençlik öncesi eğitim aldığımı düşün artık:)

littleiv dedi ki...

ahahahah çok güldüm ya (ki sen de gördün bunu)

wibiya widget