‘Uyku. biraz uyku… Tüm istediğim buydu’ demiş yazar. Uykuyu seven her insanın motto kabul edebileceği bir söz muhtemelen. Modern hayatın elimizden acımasızca çaldığı en değerli armağandır uyku bana göre. Neden sosyal devletlerde iş, okul, devlet daireleri falan hep sabahın köründe açılır bilemem, Zamanında devlet büyüklerinin bize attığı en sağlam kazık sanırım buydu. Yani iş yerlerini 10’da kalkıp 2 saat miskinlik+kahvaltı yaptıktan sonra 12 buçuk 1’e doğru açsak ne eksilir ki. Hatta bence tam tersi mutsuzluklar, huysuzluklar ortadan kalkar yüksek ihtimalle.
İnsanların kendilerini daha mutlu hissetmesini sağlıyor daha çok uyumak. Yalnız anlam veremediğim şöyle bir durum var uyumak ile ilgili. Örneğin saat 11’de yatıp 7’de uyandığınız bir sabah yataktan kalkmak eziyet gibi gelirken, geç saate kadar oturduktan sonra gece 4’te kendinizi uykunun tatlı kollarınıza bıraktığınız bir geceden sonra öğlen 12’ye doğru uyandığınızda kendinizi dinlenmiş hissediyorsunuz. Einstein’ın görecelik teorisi atom altı parçacıkları inceleyeceğine buna bir açıklama getirsin. Tabii kendisinin öldükten sonra bunu başarabilmesi oldukça takdire şayan olacaktır.
Sonuç olarak uykuyu sevmek insan genlerinde doğuştan ‘switch on’ olarak gelen bir kısım. Her kim ki ‘ben uykuyu sevmem’ diyorsa hemen masanın altına eğilin. Göreceksiniz ki bir ayağı havada olacaktır.
