sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sinemaya Yalnız Gitme Karizması ve Recep İvedik


Sinema hepimizin bildiği üzere çift ya da grup halinde gidildiğinde daha eğlenceli ya da verimli olabilecek bir atraksiyondur. Birlikte gülünür, birlikte korkulur, birlikte ağlanır vs. Arada konuşulur, çıkışta 'film nasıldı?' muhabbetleri döner. Evde film izlemek nasıl tam olarak sinemayı ambiyansını yaratamıyorsa, tek başına sinemaya gitmek de toplu halde gitmekle aynı şey olmuyor.

Gerçi şimdi bu sinemaya tek başına gitme olayının da kendine özgü bir karizması, bir artisliği var. Yani eşofmanını çekersin altına. Kulaklıklarını takarsın, hafif de bir yağmur varsa off. Sinemaya girdiğinde eller cepte takılmak, bileti alırken 'f sırası 8-9'mu?' sorusuna 'yok, tek kişi. sadece 8.' demek hep karizmatikliği arttıran etmenler.

Ama bugün olmadı bunları hiçbiri. Evde çok canım sıkılınca sinema sever bir insan olarak, aynı zamanda Şahan Gökbakar'ı 'Dikkat Şahan Çıkabilir' zamanlarında bayıla bayıla izleyen biri olarak 'Recep İvedik 3'e bir şans vermek istedim. Evet filmin sanatsal açıdan değeri 0. Ama ben ilk iki filmde de ağzımı aça aça beyle gülmüştüm. Bunları da izleyicilerimi kaybetme pahasına söyledim ya eheh.

Demem o ki, Recep İvedik'e gidince sinemaya yalnız gitme karizmasından eser kalmıyor. Çünkü etrafta öğrenci üniformalı binlerce çocuk olduğundan insan utanıyor, sıkılıyor, içine kapanıyor. Yani ben şahsen öyle oldum. Böyle sanki sinemaya gelmemişim gibi davrandım hep, kenarlara köşelere kaçtım. Anlayacağınız o ki Recep İvedik ile sinemada yalnız kalma karizması yaşanmıyor.

4 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

kısa kısa değil

*eheh şaşırdığız di mi kısa kısa sanıyodunuz. yine böyle kısa kısa şeyler yazıcam ama o formatta değil bu sefer. aklıma geleni falan filan.

*az evvel neşeli hayat filminden çıktım. yılmaz erdoğan filmi. çok hoşuma gitti. abartı hiçbir şey olmadan tüm duygular bu kadar güzel ve yalın yansıtılabilir. mutluluk, eğlence, burukluk. çok hoşuma gitti benim. yılmaz erdoğan'ın süper konuşma şekli, naifliği, mimikleri gerçekten çok güzel. ben gittim siz de gidin.

*yarın çok güzel şeyler olucak hissediyorum. fazla belirtmiycem. eğlenicem bence.

*aşk-ı memnu'yu izliyorum ben. evet. baya baya takip falan ediyorum kaçırınca öğreniyorum nooldunu.

*ekşi sözlük'de ne siyaset ne din tartışmalarına girmeden sadece eğlencelik ve spor ile ilgili yazılar yazıyorum ve bu yüzden eleştirildiğim oluyor. gerçi düşündüğüm fikirlerin arkasında duruyorum geneldeama yine de inceden liboş muamelesi görmüyo değilim. halbuki alakası yok.

*istanbul'da sinemaya gitmek gereksiz pahalı. geçen sene gnçtrkcll vardı 4 liraya falan izliyorduk. bu sene yok. 10 lira heryerde. e geçen sene 4 lira verince 10 lira fazla geliyor insana. daha da gidicek bi sürü film var. napıcam bilmiyorum. öğrencilik zor be.

*sevgiliyle taksim'de yürümek çok güzel bişey o kadar diyim.

*pes ve football manager oynamaktan aşırı zevk alıyorum. ne içkim ne sigaram ne kumarım var. tek kötü alışkanlığım bu oyunlar. o kadar da olsun beya.

*beya mı? ahaha evet trakyalıyım.

*ben bu yazı stilini de sevdim ya. arada attırırım 3 5 bişey.

*sevgiliyle bi mekanda koltukta oturma da çok güzel

*sevgiliyle yapılan her şey çok güzel ben az evvel onu farkettim.

*sırasıyla yıldızsözlük, uludağsözlük, itüsözlük ve ekşisözlük. elimden geçmeyen sözlük kalmadı be. ama okulumun sözlüğü ben de ayrı bir yer taşıyor. buradan bitmiş de olsa yıldızsözlüğe selam yolluyorum eheh.

*yazmayı çok seviyorum ben. umarım bir gün böyle gazete dergi falan gibi bir yerde yazarım.

*haydi görüşürüz yine.

6 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Film

Evet sonunda bu işe de el attım. yazıcam hacı kısa film. senaryo üzerinde çalışmalarım sürüyo (allahım hep bunu söylemek istemişimdir). yeterli teknik ekipmanları saolsun oda arkadaşım sağladı (evet bildiniz handy-cam).

cast'ı yine bölümden arkadaşlarımdan oluşturma planları içerisindeyim. ilk film için fazla harcama yapmaya gerek yok ki zaten deneme tadında bir şey olucak amaç eğlenmek. şimdi birazdan kafamda temelini oluşturduğum senaryoyu yazmaya girişicem o sebeple pek heyecanlıyım. belki buraya da koyarım bitince. şık olabilir. filmde kendime de küçük bi rol vermeyi planlıyorum ehehe. hafif komik hafif dram tarzı bir film olucak kanaatimce. bakalım nasıl olucak? merakla bekleyin. yakında burada..da..da..a..a

5 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kirpi


Ne zaman geldi, niye gitti hiç anlamadım? izlemek istiyorum ben ya. fazla dvdsi olan var mıııı?

4 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Ayrılma Sahnesi

zamanında bi film izlemiştim ismi cismi hiçbişey yok aklımda. sadece bir ayrılma sahnesi var ki çok etkilemişti beni. hala da çok net hatırlarım. anlatıyım biraz.

kız ve çocuk var doğal olarak. kahramanaların ismini hatırlamıyorum kız ve çocuk dicem bundan sonra da. şimdi bu çocuk kızı seviyo çok hem de. filmde tam anlaşılmamakla beraber kız da çocuğa karşı ilgili. beraber içtikleri 2'şer biranın ardından yavaş yavaş amerikanın en ünlü metrosuna doğru ilerliyorlar. çook kalabalık ve çok ünlü bir caddede yağmura inat kolkola yürüyor kız ve çocuk. ürkekler ikisi de birbirine karşı. kız çocuğun koluna giriyor, çocuk da kızın kitaplarını taşıyor. kızın kafasında montunun şapkası var, çocukta ise bere.

nese metroya giriyorlar. farklı yönlere ilerlicekler. tam ortada bir duvar var böyle. ayrılmak için oraya yanaşıyolar. çocuk dayanıyo duvara kız da öyle. birbirlerine bakıyorlar. üşümemek için de hafiften birbirlerine yanaşıyolar. yönetmen bu sahneyi biraz uzun tutmuş ama çekim falan gayet hoş. sırayla ikisinin de gözünden görüyoruz sahneyi.

konuşuyolar falan. kız görüşmeyelim bi süre, aklım karışık toparlamam lazım diyor. çocuk bunu kabul etmiyor tabi baştan. ama daha iyi olucaksa tamam öyle yapalım kararını veriyor. hadi git artık diyor çocuk. tamam deyip iki yanağına bir öpücük konduruyor kız. hadi gidelim diyor. sonra bi kez daha öpebilir miyim diye soruyor. çocuk mutlu. yerden 5 cm yükselmiş sanki. konuşuyorlar sürekli ayrılamıyorlar. demiştim burayı uzun tutmuş yönetmen. ama seyircinin de heyecanı yükseliyor.

görüşüp görüşmemekte, ayrılıp ayrılmamakta karar veremiyorlar. bi kez daha öpüyolar yanaklarından. gidemiyorlar bir türlü. kız merdivenlerden koşanları anlatıyor çocuğa. çocuk da kötü bi espriyle ortamı soğutarak, çakal bi hareketle kıza sarılıyor. (takdire şayan bi hareket) hadi git artık diyor çocuk. daha zor oluyor böyle. peki diyor kız son bi kez daha öpiyim öyle gidelim. yaklaşıyor yanağına. öpüyor. derken yüzleri birbirine çok yakın. gözlerini kapatıyor ikisi de. dudakları birbirine yaklaşıyor ve birden ekran kararıyor. sonraki sahneden ikisinin de arkasını dönüp kendi yollarına gittiğini görüyoruz. çok güzel ve akılda kalıcı bir sahne olmuş.

ne denir? hah 'film işte'


9 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

The Lord Of The Rings

'dünyadaki insanlar ikiye ayrılır. yüzüklerin efendisini okuyanlar ve okuyacak olanlar' demiş yazar j j r tolkien. ben de bunu filmine uyarlarsam ikinci kısma mensubum. izliyecek olanlar.

evet utanarak yazıyorum. ben daha yüzüklerin efendisini izlemedim. evet böyle bi insanım ben. şimdi bazılarınız blogu okumayı bile bırakabilir. 'üüü ne biçim bi insanın blogunu okuyoruz biz' deyip terkeyleyebilirler şu anda blogu. ama ben de başlıycam birazdan izlemeye. hadi hayırlısı diyelim.

2 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

The Shawshank Redemption


İmdb'de 1 numarada ve ben hala izlememiştim. içten içe utanıyordum. kimselere diyemiyordum. şansa dün gece internette altyazılı online izlemek için ararken, kuzenin pc'de bulunması bana bir işaret miydi acaba? fazla düşünmedim sırlar odasında mıyız lan? hemen açtım izledim ve diyorum ki:
'naapmışsınız olum siz'
10.. 10.. 10...

0 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Brad Pitt

Brad Pitt hakkaten yakışıklı adam. aynı zamanda iyi bir oyuncu ve kendisi angelina jolie'nin eşi. yaklaşık 17 tane çocukları var. ben de angelina ile evli olsam durmadan çocuk yaparım yargılamıyorum brad abiyi. ama kendisinin takdir ettiğim bir özelliği de çocuk yapmasının yanında son zamanlarda bol bol filmlerde oynaması. eh iyi oyuncu dedim, adam hakkını veriyor. şu 1 haftada brad pitt'in 2008 yılında oynadığı iki filmi de izleme fırsatı elde ettim. the curious case of benjamin button ve burn after reading. ilk filmde benjamin button ikincisinde de chad feldheimer karakterlerini oynuyor.


önce plaseyle başlayalım. burn after reading. cohen kardeşlerin filmi. çok zengin bir oyuncu kadrosu var ama maalesef filmi tanıtmıyorum. brad pitt'i karşılaştırıcam. bu filmde spor salonu antrenörünü canlandırıyor. tam bir tip. sürekli müzik dinleyip dans eden, heyecanlı, harekeli, telaşlı ve biraz beceriksiz bir karakter. filmde en çok sevdiğim adam oldu clooney'ler malkovic'ler varken. tam bi çılgın. hatta şöyle diyebilirim film sırf onun için bile izlenebilir. ilginç bi film ama benjamin button'ın yanında ezildi.

filmi izlemeyen okumasın dicem de okursunuz heralde ama çok bişey kaybetmezsiniz notu:
brad pitt'in vurulma sahnesi inanılmazdı. beklenmedik yerde geldi, suratı güldürdü ama öldü lan adam.

gelelim favoriye yani benjamin button'a. öncelikle süper bir film. yani buna 10, burn after reading'e 8 verdim baştan belirtiyim. senaryosu enfes. tabii pitt'in oyunculuğu da. filmde zaman geçtikçe yaşlandığından orta yaşlı halinden gençliğine hatta bebekliğine kadar görüyoruz brad abiyi. sanırım bu filmdeki rolü çok daha zordu çünkü bir insanın her yaşını oynamak harbi oyunculuk ister. e brad pitt'te de bu varmış ki başarıyla oynamış.

iki filmdeki brad pitt'i karşılaştırısam burn after reading'tekine 8, benjamin button'dakine 9 veriyim. 1 puanı kırma sebebim de daha iyi oynayabileceği film opsiyonu. zor durumda kalmak istemem.

8 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

wibiya widget