converse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
converse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kısa Kısa #57

#Dedim ki 'bloga yazı yazayım lan.'#

Merhaba sevgili okurlar. Artık yeni bir olay yaptım. Bloga yazı yazmadan önce son kurduğum cümleyi böyle giriş cümlesi-başlık gibi yazacağım buraya. Dışarıdan bakıldığında gayet artis gibi gözüken bu olay aslında içi boş, sığ ve bi' o kadar da dandik bir şey ama olsun. Devir şekil devri, devir atraksiyon devri.

*Şimdi burda böyle yazı yazabilmek için bir başlangıç maddesi gerekli. Yani eğer o güzel olursa yazı akıp gidiyor zaten. Sizin bir şey yapmanıza gerek kalmıyor. Valla. Yeni Kayıt kendi kendine doluyor böyle. Siz varsa yazım hatalarını düzeltiyorsunuz, kaydı yayınla'ya basıyorsunuz.

*Şaka lan şaka. Olur mu öyle şey. G.tüm çıkıyor benim burada yazı yazacağım diye.

*İlk cümle o yüzden önemli yani. Hala da tam bir ilk cümle yazamadım farkettiysen. Anca laga luga laf kalabalığı. Hep bi' kaytarmalar. Çok ayıp ya.

*Tamam tamam hadi başlıyoruz.

*Geçen gün metrobüsteydasdhlaksjdlkasjd. Pardon ya, böyle deyince de gülesim geldi birden.

*Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsanız onunla sessiz sinema oynayın. Gerçekten girdiği şekillerden, türlü türlü hareketlerinden. Of ya, gerçekten çok fena. Tiksinç. Hiç tanımadığınız yönlerini görüyorsunuz o insanın. Aman diyim benden size tavsiye, sevgilinizle falan sessiz sinema oynamayın. Böyle ağzı burnu bükmeler, elleri kolları sallamalar. Off anlatırken kötü oldum bak.

*Gıdı bence çok çirkin bir şey. Ne biliyim. Ne yazımında meymenet var ne kendisinde. Siz ki gıdısı olup da güzel duran bir insan gördünüz mü? Bence görmediniz.Ayrıca gıdı nedir yani. Bu ne biçim bir isim. Sevmedim seni gıdı. Bende de yoksun zaten.

soldaki paçalara dikkat

*Geçen gün metrodan yürüyenler merdivenler vasıtasıyla çıkarken ön tarafımda bir cisim gördüm. İlk olarak ne olduğuna anlam veremesem de sonradan senin benim gibi bir insan olduğunu farkettim. Tamam dış görünüş olarak gerçekten bir insana benzese de içinde çok başka fırtınalar kopan bir canlı olduğunu anlamıştım bile. Bir insan düşünün ki kot pantolonunun paçalarını converse tipi ayakkabılarının uzun kısımlarının içine soksun. Yetmesin o şekilde insanların arasına çıksın.

*Hayır yani pek çok zevksiz giyim görmüştüm. Birbiriyle uyumlu olmayan ceket pantolon görmüştüm. Ugg'la etek görmüştüm. Ama bunun gibisini gerçekten görmemiştim. Üstelik bu arkadaş gayet keyfi yerinde, arkadaşlarıyla şakalaşıyor falan. Hiç utanmıyor, sıkılmıyor. İşte gerçek kendine güven, işte gerçek özgüven budur.

daha yakından görmek için üzerine tıklayabilirsiniz

*Böyle karışık eğlencelik çıtır çerezlik bir yazı oldu. Okuyalım eğlenelim hayat kısa diyerek Levent Kırca bitirişi yaparak kaçıyorum.

2 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

Kısa Kısa #44




*Merhabalar dünyanın en şeker efenime söyliyim böyle en akıllı, en pek bir birinci okular. Naber? Keyifler yerinde mi?

*Farkettyiseniz Beyaz Şov samimiyetsizliğiyle girdim yazıya. Normal hayatta kaçımız 'keyifler yerinde mi?' diyor birbirimize allaaşkına. Yok di mi böyle bir şey? Beyaz nasıl bir alemde yaşıyorsa artık. Gerçi onu da anlamak lazım. Yaş oldu 85 hala şov mov peşinde, zor işler.

*Ben az evvel 'lokella' adında bir kakaoalu fındık kreması yedim. Adamlar hiç utanmamış direk olarak lokella koymuşler adını. Şokella ile Nutella'nın enfes bileşimi falan yazmamışlar allahtan üzerine. Hande Yener bile sizden özgün ya, yuh olsun.

*Önceki maddede Hande Yener'e çaktırmadan salladım ama seveni falan varsa kızmasın. Ya da kızsın ya, hande yener seven birinin burda işi ne. (yine de gitmeyin ya, hande de eskiden iyiydi yani eheh)

*Anarşi temalı Converse bildiğin ironinin çıkış noktasıdır.

*Ben var ya ben, hiç okula giderken elinde sadece defter olan o gamsız kedersiz insanlarda olamadım biliyor musun sevgili okur? Hiç o boşvermişlik ile gidemedim okuluma. İlkokuldan başladı üniversite son sınıftayım mühendis olucam hala çanta takıyorum. Üstelik o çantayı da öyle tek tarafa falan takmıyorum bildiğin iki şeysini de sırtıma geçiriyorum. Öyle de tertip düzen adamıyım. Bunun burukluğunu yaşamadım desem yalan olur.

*Şimdi çantayla okula gitmekten bahsettim, şöyle de bir şey var. Bazen o çantaya koyucak bişey olmaz. Efendim tek ders olur kitap gerektirmez falan ben yine de çantamı takardım. Boş çanta takmanın üzüntüsü de başka hiç bir şeyde yok ha. Bunu bilesin.

*Küçüklüğümüze dair bir şey hatırladım hemen paylaşıyım. çünkü paylaştıkça artan tat diye bir şey var. Bilmiyorum konuyla ne kadar ilgili ama.. Bu arada konunun içine sıçtım ya ben onu farkettim. Yani o espriyi yapmasam olmaz mıydı sanki? Kendime kızıyorum şu an.

*Neyse yeni bir başlangıç yapıyım belki bu sefer olur. Heh küçükken önce tek parmağımızı gösterip 'bu kaç' diye sorardık arkadaşımıza. 'bir' cevabını verirdi sektirmeden. Akabinde işaret ve orta parmağımızı birleştirip 'peki bu kaç' diye sorduğumuzda 'iki' derse eğer tak 'kalın bir' derdik. Ha olayı bilip 'kalın bir' diye cevap verirse de 'salak mısın olm iki' derdik. Kötü, acılı günlerdi.

*Geçen gün rastladım bu arkadaşa. Kızlı erkekli bir ortamda 'burhan altıntop'u çok kötüleyerek artist olmaya çalışan bir tip'ti. Küçümser gözlerle baktım kendisine. Bir döneme damgasını vurmuş o karakterin üzerinden zaman geçtikten sonra 'ya burhan altıntop'a gülünür mü mal mısınız' diyerek kızlar arasında prim yapmaya çalışıyordu. Ya ben eminim ki o it (bak nasıl sinirlendim) çarşamba gecelerini iple çekiyordu 3 4 sene önce, burhan'ı izliyim de ertesi gün kızlara taklidini yapıp tavlamaya çalışıyım diye. Ben senin ciğerini biliyorum be.

*Burhan Altıntop'a hayvani gülüyorum.

*Deminki madde de şeye benzedi. Hani psikiyatri terapilerinde sorunu olan tipler bunu söyleyip sonra diğerleri alkışlıyor falan, garip garip ortamlar. Onun gibi olmadı mı? Bence oldu.

*Kısa kısa'larıma pek çok malzeme sağlayan can dostum güzel insan Marbury'nin bildirdiğine göre 'Didonk Korna Şirketi' varmış. Adamlar akıllarına gelen ilk ismi koca firmanın şirketin ismi olarak koymuşlar. Bu nasıl bir adamsendecilik nasıl bir vurdumduymazcılık nasıl bir heleleloy çok sinirlendim haa.

*Geçen gün otosanayi durağından metroya bindim. Bir abi gelip buradan eminönü'ye nasıl gidebilirim dedi. O anda anlatmaya kalksam baya bir vaktimi alacağını düşündüm beynimde, ki bu 1 saniyede falan oldu, 'Bilmiyorum abi valla' dedim. Abi valla deyince zaten abi hemen inandı bana. Gerçi sonradan biraz pişman oldum ama neye yarar.

*Çok önceden aklıma düşmüş bir amelim vardı benim. Amel ne lan diyen biraz laubali biraz da candost yazarlara amaç diye çevirebilirim bu kelimeyi, neyse ne diyordum heh, sinemadaki sevgili koltuğunu kapatıp yatarak film izlemek ne manyaktır di mi? Direk olarak ev ortamı sağlamış olursun kendine.

*Sevgili koltuğunu bulan da ne güzel insanmış. Bir neslin derdine çare oldu. Ne derdi mi? O aradaki kol koyma dalgası. Ne aşkları zorladı o zımbırtı. Ne pis şeysin sen sinemalarda sevgiliyle araya giren kol koyma aparatı.

*Amica diye kadın dergisi vardı ben küçükken. Her seferinde ısrarla eheh amıca amıca diye espri yapardım ama şu güne kadar bir kez olsun reaksiyon alabilmişliğim yoktur bu espriye.

*Sevgiler.

8 yorum var. oy verme şeysi yok yorum için tıklat

wibiya widget