Selamınaleyküm Müslüman din kardeşlerim nasılsınız inşallah? 5. yazıdan sonra bir aydınlanma yaşayarak dine döndüm yüzümü. Benim dönük olduğum yerin hemen yan tarafındaymış zaten, dönmem kolay oldu. Kafamı bir çevirdim ‘a-ha’ din oradaymış.
*Off çok sıkılıyorum olm ben, oyun oynayalım mı?
*Bugün 14 Temmuz 2011, saat 16.43 ve hayvan gibi sıcak ve sıkıcı bir yaz gününden size bildiriyorum. İlçe o kadar küçük ki olay falan olmuyor. Bugün uzun saatler karakolda komutan bile yoktu düşünün.
*Sıkıntıdan ‘Solitare Master’ olmuş durumdayım. İlk günlerde falı açınca sevinir haldeyken şimdi nasıl 78 saniyenin altında bitiririmin derdindeyim. Muhtemelen 30 senelik bir devlet memuru ile aynı seviyedeyim Solitare’da.
*Modern işkence türlerine bir yenisini de ben öneriyorum. İnternetsiz bilgisayar. Ya ben hayatımda bu kadar insanın beynini s.ken afedersiniz başka bir uygulama bilmiyorum. Excel’i açıp dakikalarca boş boş baktığımı biliyorum lan.
*Ya sıkıntıdan Office’in Access programını bile karıştırdım. Muhtemelen Access’i oluşturan kod yazıcısından sonra bu programı yeryüzünde açan ikinci insan oldum.
Microsoft Access (temsili)
*Zaten o da boş çıktı. Herif sadece Office programları kalabalık dursun diye koymuş ama içini doldurmamış.
*Ehehe şaka lan, var içinde bir şeyler de 2. saniyede hemen sıkılıp kapattım.
*Yalnız yazı iyice kısa kısa’ya döndü farkındaysanız.
*Biraz daha kısaltırs
*Noluyo laağğn.
*Askerlikte yemek duası ettirirken ’söylediklerimi yüksek sesle tekrar et’ diyeceğime ‘söylediklerimi retweet et’ deyince çok şahane dayak yedim.
*’Söyleyeceklerimi yüksek seksle tekrar et’
*-Bir kedim bile yok, anlıyor musun?
+E evet anlıyorum, bunda zorlanacak bir şey yok.
*Fıkra anlatamayan insana çok üzülüyorum ben. Genelde bu insanların fıkra anlatamazken belirli özellikleri oluyor. Örneğin fıkrayı oturtamayıp ‘ya bi saniye baştan başlıyım’ diyen adamı kucağıma alıp ‘gel gel hadi uyu bakim sen kucağımda’ diyerek bağrıma basmak isteği geliyor içime.
*Obi wan Kenobi, Beyaz Şov’a katılsa Beyaz kendisini ‘O biiiir Yıldız Savaşçısı, o biiir kötü adam, o biiii van ke-no-bi’ diye çağırır yemin ediyorum.
*Sevişirken ‘Büyük seçim ister misiniz?’ diye soran McDonald’s kasiyerinin hüznünü filme çeksem Nuri Bilge Ceylan’a tozumu yuttururum.
*Bu arada adamın adında hem Nuri var bir de ayrıca Bilge var. Anne babasını güzel kafaları sebebiyle kutluyorum.
*Şeytan marka mermi üreticisi olsam, hemen tezcanlı gibi sloganımı ‘Şeytan Doldurur’ yapardım.
*Askerde unutamayacağım anılardan biri de uzun dönem komandoların yemekhanede Fashion Tv izlemeleriydi. Görevleri yemekhaneyi temizlemek olan bir grup asker cebren ve hile ile Fashion Tv’nin açılması ile ellerindeki ‘çek-pas’larla televizyonun karşısında adeta dondular. Yaklaşık 1 buçuk dakika hiç kıpırdamayan 7-8 asker bir süre sonra kendilerine geldiler. Sanki 9 gezegenin aynı hizaya gelmesi ile etki neticesinde insanların donması falan olur ya 3. sınıf Amerikan filmlerinde, aynı öyleydi olay.
*’Çek-pas’ diye bir alet yapmışlar, at götten amk. Sallamaya bak. Pas-pasın çekilerek çalışan versiyonunu yapmışlar adı ne? Çek-pas. Vallahi bravo. Çok yaratıcı.
*Askeri kurallar arasında bir kural benim çok ilgimi çekti sevgili okurlar. Nedir bu? Aynen yazıyorum: ‘Bilerek yalan söylemenin cezası 3 aya kadar hapis cezasıdır.’ Tam olarak çözemediğim bilmeden yalan söylemek nasıl oluyor. Sevgili TSK bunu bana açıklasın, on beş ay askerlik yapacağım. Ya da yok lan manyak mıyım? 40. güne geldim iflahım sik..eöhehööhoho Yok yani yapamam o kadar askerlik.
*Biliyorsunuz askerde telefon yasak. Sivilde bir mekana girdiğinde iPhone’unu artisçe masaya koyan tiki kardeşimiz, koğuşta gizlice telefonla konuşurken biri odaya girdiğinde 50 liralık telefonu götüne sokacak gibi oluyor. Öyle de güzel bir ortam.
*Çok ciddi şekilde 3 kişi okey oynayan 3 amca gördükten sonra hayata bakışım değişti.
*Sahte okeyde de tam bir sinsilik, bir adamsendecilik var.
*Sahte okey, enişteye benziyor.
*Oh buldunuz beleş yazıyı okuyun tabii. Biriniz de düşünmüyor ki şu littleiv’in bir ihtiyacı var mı, paraya sıkışık mı diye. Halbuki bilmiyorsunuz ki bu yazıların hazırlanış aşamasında ne biçim paralar gidiyor. Hehe ne parası lan, en fazla elektrik gidiyordur o kadar. Yine de üç beş bişey atsanız fena olmaz hani. Banka hesap no’ları öğrenmek için blogun bir yerlerinde mail adresi olması lazım ama tam nerede ben de bilmiyorum. O yüzden hepinize sevgilerimi sunaraktan inceden aranızdan ayrılıyorum. Bay bay hepiniz.
(Gelecek sayı kısa kısa’da olacaklar: askerde banyo sırasındaki gözlemler, yeni bir kitaba başlamak ile yeni bir ilişkiye başlamanın benzer yönleri, nasıl Tuna Kiremitçi olunur, askerde bulaşık yıkamak, bir adet sosyal medya deneyi, tripli avukatlar (hö?) ve daha pek çok komiklik ‘Askeri Kısa Kısa 7’de sizlerle olacak)
